Siteyi tavsiye et       Ana sayfam yap       Favorilere ekle
   
 
 
A  >  Abdestle ilgili sual cevaplar

Arkadaşına gönder    Yazıcı   Bütün Konuların Sesli Arşivi'ne gitmek için tıklayın... Bütün Konuların Sesli Arşivi

Yazı boyutunu büyütmek için     

Abdestle ilgili sual cevaplar
Sual: Abdestte ayak parmaklarını üç defa hilallemek müstehap mı?
CEVAP
Evet.

Sual:
Ayak parmaklarını, sol elin baş parmağı ile de hilallemek caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual:
Zifiri karanlıkta abdest almak caiz mi?
CEVAP
Evet.

Sual:
Abdest için kolları sıvamaya sağdan mı başlanır?
CEVAP
Evet.

Sual:
Ağlamak abdesti ve namazı bozar mı?
CEVAP
Ağlamak abdesti bozmaz. Ancak gözdeki bir ağrı, hastalık sebebiyle gelen gözyaşı abdesti bozar.
Ağrı veya üzüntü sebebiyle sesli ağlamak namazı bozar. Fakat sessiz gözyaşı ile ağlamak veya Cenneti, Cehennemi hatırlayarak sesli ağlamak namazı bozmaz.

Sual: Abdest alana ve ezan okunurken selam verilmez deniyor. Selam verilirse almak gerekir mi?
CEVAP
Abdest alana selam verilir. Ezan okunurken verilen selamı hemen almalıdır. Selam almayı, zaruretsiz geciktirmek haram olur. Hatta Kur’an-ı kerim okuyana selam verilirse, verilen selamı alması şart değilse de, alması iyi olur.

Sual:
Yellendikten sonra taharetlenmek gerekir mi? Çamaşır yaş ise yıkamak gerekir mi?
CEVAP
Su ile taharetlendikten sonra oturak yeri henüz yaş iken yellenince yeniden taharetlenmek mendubdur, yani iyidir. Fakat oturak yeri kuru iken, yellenince, yıkamak bid'attir. Yellenmekle, yaş çamaşır necis olmaz, yıkamak gerekmez.

Sual: Abdestmatik aletiyle abdest almanın mahzuru var mıdır?
CEVAP
Şu şartlar yerine getirilirse mahzuru olmaz:
1- Her uzuv ayrı ayrı üç kere, ayrı su ile yıkanabiliyorsa,
2- Su israf edilmiyorsa,
3- Her uzvu yıkarken, delk yapılabiliyorsa yani ovalanabiliyorsa.

Sual: Namaz âyeti Mekke’de, abdest âyeti ise Medine’de indiğine göre, Mekke’de namaz abdestsiz mi kılınıyordu?
CEVAP
Abdest, Mekke’de [Miracda] namaz ile birlikte farz oldu. Hatta, evvelki ümmetlere de farz idi. Miracdan önce, Eshab-ı kiram da abdest ile namaz kılardı. Kıyamete kadar, ümmetin ihtilafa düşmemesi için, Maide suresinde emredilerek önemi bildirildi. (Redd-ül Muhtar)

Sual:
Bazı banyolarda hem alafranga tuvalet, hem de lavabo bulunuyor. Buradaki tuvaleti kullanıp, oradaki lavabodan abdest almak fakirliğe sebep olur mu?
CEVAP
Hayır. Çünkü pislik görünmüyor. Görünse bile ağzı kapatılabilir. O zaman ayrı yer hükmüne girer.

Sual:
Banyomuzda alafranga tuvalet de var. Böyle banyoda abdest alınır mı?
CEVAP
Banyoda tuvalet olsa da, abdest alınır, abdest duaları okunur, gusledilir.

Sual:
Abdestli yatan ihtilam olmaz mı?
CEVAP
İhtilam olmak tabii haldir. Abdestli yatmakla bir ilgisi yoktur. Yani abdestli yatan da ihtilam olabilir.

Sual:
Tükürükteki kanın tükürükten çok olması, renk yönünden midir?
CEVAP
Evet.

Sual:
Unuttuğu şemsiyeyi almak için, camiye abdestsiz girmek caiz olur mu?
CEVAP
İhtiyaç olunca, o kadar zaman için abdestsiz girmek caiz olur, mekruh olmaz.

Sual: Abdest aldıktan sonra diş fırçalamak mekruh mu?
CEVAP
Hayır. Fakat diş kanayabilir ve abdest bozulabilir. Abdestten önce yapmak gerekir.

Sual:
Taharetlenirken mecburiyetten sağ elini kullanan günaha girer mi?
CEVAP
Hayır günaha girmez.

Sual: Tuvalette bizim haberimiz olmadan üzerimize idrar sıçrarsa, aldığımız abdest geçerli sayılır mı?
CEVAP
İdrarın abdeste zararı olmaz. Çok olursa namaza zararı olur. Maliki mezhebi taklit edilince bilinmeden çok idrar da olsa namaza zararı olmaz.

Sual: Hazret-i Ali, ayağına batan bir okun acısını duymamak için (Ben namaza durunca çıkarın) buyuruyor. Halbuki ayağı yaralı olduğu için kan akıyor. Bu durumda abdest bozulacağı için namaz bozulmuş olmaz mı? Hazret-i Ali niye böyle namaz kıldı?
CEVAP
Yarasından kan akan özür sahibi olabilir. O haliyle namaz kılar. Devamlı idrar ve yel kaçıran da özürlü olarak namazını kılar. Sonra diğer üç mezhepte kanamak abdesti bozmaz. Belki Hazret-i Ali'nin ictihadı öyle idi.

Sual: Abdestten sonra havlu ile kurulanmak caiz midir? Şafiiler niçin kurulanmıyor?
CEVAP
Hanefi’de abdest aldıktan sonra kurulanmak caizdir, mahzuru yoktur. Hatta müstehap diyen âlimler vardır. Kışın soğukta kurulanmasa zararı olabilir. Ekvatora yakın sıcak memleketlerde kurulanmak o kadar önemli değildir. Şafii’de kurulanmamak evladır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Abdest aldıktan sonra temiz bir havlu ile kurulanmakta beis yoktur. Kurulanmamak iyidir. Çünkü abdest suyu, diğer amellerle beraber tartıya girer.) [İ. Asakir]

Sual:
Cami resmi bulunan havluları satın almak caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Sual:
Ağızdaki kanı yutmak abdesti ve orucu bozar mı?
CEVAP
Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Orucun bozulmasında, bedenin dışı sayılır. Bunun için, dişten ve ağızdaki yaradan çıkıp ağızdan dışarı çıkmayan kan abdesti bozmaz. Ağızdan dışarı çıkınca, tükürükten çoksa bozar. (Halebi)

Ağız bazen bedenin içi sayılır. Bunun için, oruçlu kimse, tükürüğünü yutarsa, orucu bozulmaz. İnsanın içindeki necasetin mideden bağırsağa geçmesi gibi olur. Ağızdaki yaradan yahut mideden ağza kan çıkması, abdesti ve orucu bozmaz. Bu kanı tükürünce veya yutunca, tükürük kandan çok ise, yani sarı ise, yine bozulmaz. Mideden gelen başka şeyler ağza geldiği zaman da böyle olup, abdest ve oruç bozulmaz. Ağız dolusu, ağızdan dışarı çıkarsa, ikisi de bozulur. Ağzın içi, bazen de, bedenin dışı gibi olur. Ağza su alınca oruç bozulmaz. (Bahr-ür-râık, Cevhere)

Demek ki, ağızdaki kanı tükürünce orucu bozulmaz, yutunca da abdest bozulmaz. Kan yutulursa oruç bozulur, tükürülünce de abdest bozulur.

Sual: Sülük, tahtakurusu, sivrisinek gibi haşereler kan emse, abdest bozulur mu?
CEVAP
Sülüğün emdiği kan, etrafa yayılırsa, abdesti bozar. Diğerleri bozmaz.

Sual:
Takunyadaki abdest suyu, müstamel [kullanılmış] su hükmünde midir? Yani bir başkası, takunyayı yıkamadan onunla abdest alabilir mi?
CEVAP
Takunyadaki abdest suyu, müstamel değildir. Takunya yıkamadan, onunla abdest alınabilir.

Sual: Mescit olarak da kullanılan iş odasına, abdestsiz girip oturmak caiz midir?
CEVAP
Mescit olarak kullanılan odaya, abdestsiz girip oturulmaz. Fakat, ihtiyaç olunca, bir şey almak için, girip çıkılabilir.

Sual: Deri altına, enjektörle verilen ilaç, dışarı çıkınca, abdest bozulur mu?
CEVAP
Bozulmaz. İlaçla birlikte, kan da çıkarsa bozulur.

Sual: Maliki’yi taklit eden Hanefi bir kadın, abdestte başını mesh ederken, örgüyü açması ve saçındaki tokayı çıkarması gerekir mi?
CEVAP
Maliki’de başın tamamını mesh etmek gerektiği için tokayı çıkarması gerekir, fakat örgüsünü çözmesi gerekmez.

Sual: Su tasarrufu için, abdestte uzuvları birer kere yıkamak caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir. Su çok az ise, su bulma imkanı da yoksa, o zaman bir kere yıkamak caiz olur.

Sual: Abdest almış olana, (Hayrını gör) demek caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir. Çünkü o bir duadır.

Sual: Tuvalet için ayrı bir elbise edinmek bid’at değil midir?
CEVAP
Hayır, bid’at değildir. Helâ için ayrı bir kıyafet giyinmek ve başı örtülü olmak müstehabdır. (S. Ebediyye)

Sual: Kadın olarak dışarıda abdest alırken, saçımızın görünmemesi için, eşarbın üstüne mesh etmek caiz olur mu?
CEVAP
Hayır, caiz olmaz. Hanefi'de başın tamamını mesh etmek sünnet, dörtte birini mesh etmek ise farzdır. Bunun için, eşarbı çözmeden, hiç değilse, dörtte birini, mesela başın arka kısmını mesh etmek şarttır. Maliki'yi taklit edenin başının tamamını mesh etmesi farzdır.

Sual:
Abdest uzuvlarını, bildirilen huduttan daha fazla yıkamak uygun mudur?
CEVAP
Bildirilen huduttan çok fazla yıkamamalı; fakat yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak müstehabdır. Mesela, kolları dirsekleri biraz aşarak yıkamak iyi olur. Ama aşırı davranıp omuzlara kadar yıkamak uygun olmaz.

Sual: Maliki mezhebini taklit eden kimse, gusülde veya abdestte, Maliki mezhebine uymaya yahut hem buna, hem de gusle veya abdeste niyet etmeyi unutursa, gusül veya abdest bittikten sonra veya 3–5 gün sonra hatırlasa, hatırladığı zaman niyet ederse, sahih olur mu?
CEVAP
Evet.

Sual: Yaradan çıkan sarı su veya renksiz su abdesti bozar mı?
CEVAP
Yaradan ağrılı çıkan renksiz su, abdesti bozar. Ağrısız olarak çıkıyorsa, abdesti bozmaz. Ağrısız gibi, ağrılı çıkan renksiz suyun da, abdesti bozmayacağını bildiren âlimler olduğu için, uyuz, çiçek ve egzamalı olanların bu kavle uymaları caiz olur.

Sual: Abdest veya gusülde, su değmemesi gereken bir yerin üstüne sarılan sargının veya poşetin, üstünü mesh etsek, sonra bunları kaldırınca yıkanmamış yeri mesh etmek gerekir mi?
CEVAP
Yaranın, çıbanın, derideki çatlak veya yarıkların üzerine veya içine konan merhem, pamuk, fitil, gazlı bez, sargı gibi şeylerin çözülmesi, çıkarılması yaraya zarar verirse veya bunlar çıkınca, yıkamak veya mesh etmek zarar verirse, bunlardan merhem, poşet gibi, su geçirmeyenler üzerine su akıtılır. Su geçirenler üzerine mesh edilir. Zarar vermek, şifanın gecikmesi yahut elemin yani ağrının artması demektir.

Mesh ettikten sonra, bunlar, yara iyi olmadan alınır veya düşerlerse, mesh bozulmaz. Yara iyi olup da düşerlerse, altlarını yıkamak gerekir. Bunlar üzerine mesh, altlarını yıkamak yerine geçer. Bunlara mesh edenler özür sahibi olmaz. Bunlar, sağlam kimselere imam olabilir. Salih ve uzman doktorun (ıslatılmaması lazımdır) dediği bir yer, yara gibi olur. Bunlara mesh etmekte, abdestsiz ve cünüp arasında, fark yoktur. (S. Ebediyye)

Sual:
Abdestte, yüz, kollar ve ayakların neresi yıkanır?
CEVAP
Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimiyle çene arasıdır. İki kol, dirsekleriyle birlikte; iki ayaksa, iki yandaki topuk kemikleriyle birlikte yıkanır. Bu uzuvların farz olan yerden biraz fazlasını yıkamak müstehab, daha fazla yıkamak mekruh olur. (S. Ebediyye)

Sual:
Toz, krem, jel gibi yapıştırıcı olarak kullanılan maddeler, tükürük kıvamını koyulaştırıp, yapışkan hale getirerek protezin damaktan çabuk düşmemesini, biraz daha uzun dayanmasını sağlıyor. Abdestte ve gusülde bu protezi çıkarmak gerekiyor mu?
CEVAP
Protezi her abdestte çıkarıp, sonra jel gibi bir şeyle yapıştırmaya kalkmak, bir meşakkat sayılır. Bu bakımdan abdestte, protezi çıkarmak gerekmez. Gusüldeyse, ağzı yıkamak farzdır. Ayrıca gusül, abdest gibi sık sık tekerrür etmez. Gusülde, çıkarıp altını yıkamak gerekir.

Sual: Protez dişi her abdestte çıkarıp takmak zor oluyor. Abdest alırken çıkabilen protez dişleri çıkarmadan alınan abdest, sahih midir?
CEVAP
Evet, sahihtir.

Sual:
Kulağın içinden çıkan kirler abdesti bozar mı?
CEVAP
Bozmaz.

Sual:
Abdest için eğilip ayaklarını yıkayamayan, ayaklarını da lavaboya kaldıramayan hasta, içi su dolu leğene sokup çıkarsa, ayaklarını yıkamış olur mu?
CEVAP
Ayağını leğendeki suya sokunca, bütün su müstamel olmuş olur. Başka bir kavle göre, caiz olur. Zaruret veya ihtiyaç olunca, bu kaville amel etmek caiz olur.

Sual: Ayak parmakları nasıl hilallenir?
CEVAP
Sağ ayağı yıkarken,
sol elin küçük parmağı ile sağ ayağın küçük parmağından başlanır, başparmağa doğru, ayak parmaklarının alt tarafından araları hilallenir. Sol ayağı yıkarken, sol elin küçük parmağı ile sol ayağın başparmağından başlanır, küçük parmağa doğru, ayak parmaklarının alt tarafından araları hilallenir.

Sual: (Kolaylık olması için kadınlar, başörtülerinin üstünden mesh edebilirler) deniyor. Başörtü üstünden mesh caiz olur mu?
CEVAP
Hayır, başörtü üstünden mesh edilmez. Mesh etmiş olmak için, ıslak eli saçlara sürmek gerekir. Bunun gibi, bazı mezhepsizler de, çoraba mesh edilebilir diyorlar. Bunlar dinde kolaylık değil, birer bid’attir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İbadetleri bizim gibi yapmayan bizden değildir.) [Mizan-ül kübra]

Kolaylık olsun diye dinin emirlerini değiştirmeye, kimsenin hakkı yoktur. Biri de çıkar, kolaylık olsun diye hiç abdeste lüzum yok, haftada bir abdest alsanız yeter diyebilir. Akılla din olur mu?

Sual: Mızraklı ilmihal kitabında, (Abdestten sonra şalvarına biraz su serpmek müstehabdır) diye yazıyor. Su serpmekle bir yer temizlenmez. Bu bir hurafe değil midir?
CEVAP
Akılla, mantıkla dini hüküm öğrenilmez. Mızraklı ilmihal diye bilinen ilmihal kitabının asıl ismi, Miftah-ul-Cennet olup, muteber bir eserdir. Süfyan bin Sekafi hazretleri de buyuruyor ki:
(Resulullah efendimiz, abdest aldıklarında, bir avuç suyu önlerine serperlerdi.) [Nesai, İbni Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed]

Abdest alırken başımızı mesh ediyoruz. Mesh etmekle saç yıkanmış olmuyor, ama din emrettiği için yapıyoruz. Bu emre, aklımız ermese de uymamız şarttır.

Sual: Su bulunmadığı yer ve zamanda, abdestte kullanılmış müstamel su ile abdest alınır mı?
CEVAP
Hanefî’de müstamel su ile abdest alınmaz. Böyle ihtiyaç olunca, Mâlikî mezhebi taklit edilerek, abdest almak caiz olur.

Sual: S. Ebediyye’de (Ağzı yıkarken misvak bulunmazsa, fırça da kullanılabilir. Bu da yoksa, sağ elin baş parmağını sağ yandaki dişler üzerine, ikinci küçük parmağını sol dişler üzerine üç kere sürerek temizlemelidir) deniyor. İkinci küçük parmak hangisidir?
CEVAP
İslam Ahlakı kitabında, (Misvak bulamayan, baş parmak sağ, şehadet parmak sol taraftan ağza sokularak, dişler ovalanır) deniyor. (s. 374)
Demek ki, şehadet [işaret] parmağına, ikinci küçük parmak da deniyor.

Sual: Nasır için doktorların verdiği bir ilaç, oje gibi tabaka meydana getiriyor. Abdeste mani olur mu?
CEVAP
Altına su geçirmeyenler abdeste mani olur. Ancak salih ve uzman bir doktor, (Bu hastalığa bundan başka etkili bir ilaç yoktur) derse, o zaman abdest alırken çıkarmak gerekmez. Üstüne mesh edilir.

Sual: S. Ebediyye’nin abdesti bozanların yedincisinde, (Mübaşeret-i fahişe yani çıplak olarak, çirkin yerlerini birbirine sürtmek, erkeğin de, kadının da abdestini bozar) deniyor. Bazı kitaplar bozmaz diyor. Hangi kavli esas almalıdır?
CEVAP
Bu hususta iki ayrı kavil vardır. İbni Âbidin hazretleri bildiriyor ki:
Mübaşeret-i fahişede, ıslaklık olmasa da, mutemed olan, İmam-ı a’zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’un, kavline göre abdest bozulur. İmam-ı Muhammed’e göre ise, ıslaklık yoksa abdest bozulmaz. El-Haik kitabının sahibi, İmam-ı Muhammed’in kavlini sahih kabul etmiştir. El-Bahr ve En-Nehir sahipleri ise, (Sahih olan, El-Hılye’nin naklettiği, İmam-ı a’zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’un kavlidir) demişlerdir. (Redd-ül muhtar)

Bazı kitaplar, İmam-ı Muhammed’in kavlini esas almışlarsa da, Halebi, Dürr-ül-muhtar, Mizan-ül-kübra gibi kıymetli kitaplarda, Şeyhayn’ın kavlinin müftabih olduğu, bununla amel etmek gerektiği bildirilmektedir.

Böyle durumlarda ihtiyata riayet etmek elbette iyidir. Hattâ başka mezhepte bozar denilen şeyi yapmamak da müstehabdır. Mesela Şâfiî mezhebinde çıplak olarak hanımının veya yabancı kadının eline dokunmak abdesti bozar. Hanımına dokunan Hanefî’nin, meşakkat yoksa, yeniden abdest alması müstehab olur. Her zaman ihtiyatlı hareket etmek iyi ise de, meşakkat olunca, kendini zorlamayıp, ruhsatla amel etmek daha iyidir.

Sual: (Tırnaklar, saçlar ve dişler ayrı birer uzuv olmadığı için, buraları abdestte ve gusülde yıkamak gerekmez. Bu bakımdan oje, abdeste ve gusle mani olmaz) diyen reformcuya nasıl cevap verilebilir?
CEVAP
Tırnak uzvun tamamı değilse, parmak da uzvun tamamı değil, uzuvdan bir parçadır. Eli yıkayıp parmağı yıkamayınca abdest ve gusül olmaz. Bir uzvun tamamını yıkamak şarttır. Fıkıh kitaplarında deniyor ki:
İğne ucu kadar kuru bir yer kalsa veya tırnağının altına giren çamur orada kurusa, abdesti sahih olmaz. (Hindiyye)

Cünübün bedeninde, guslederken iğne ucu miktarında su değmedik yer kalsa, cünüplüğü gitmez, çünkü bütün bedene suyu ulaştırmak farzdır. (Halebi-yi sagir)

Gusülde, ağzının ve burnunun içini ve tepeden tırnağa kadar bütün bedenini, hiçbir kıl dibi kuru kalmamak üzere, güzelce yıkamak farzdır. (Nimet-i İslam)

Guslün farzının üçüncüsü, tepeden tırnağa kadar, bütün bedeni üzerinde, mum, hamur, göz çapağı gibi, altına suyun geçmesine mani bir şey bırakmamak üzere, bir kere yıkamaktır. (Nimet-i İslam)

Diş çukurundaki yemek artıkları sert olup, altına su geçmezse, gusül sahih olmaz. (Merakıl-felah, Tahtavi, Feth-ul-kadir, Halebi-yi kebir, Mecmua-i Zühdiyye)

Guslün farzı üçtür. Bunlar, ağza ve buruna su vermek ve vücudun tamamını yıkamaktır. Vücutta bir kıl dibi kuru kalmamalı, kalırsa cünüplükten kurtulamaz. (Tergib-üs-salat)

Yıkaması farz olan yerde, iğne ucu kadar ıslanmamış yer kalırsa, abdest sahih olmaz. (İ. Ahlakı)

Görüldüğü gibi, vücudun bir yerinde iğne ucu kadar ıslanmadık kuru yer kalsa gusül sahih olmuyor. Elin parçası olan tırnakları ve ağzın parçası olan dişleri de, gusülde yıkamak farzdır.

İğne ucu kadar kuru yer, kasten bırakılırsa gusle manidir, fakat farkında olmadan, avuç içi kadar da kuru yer kalsa yine gusle mani olmaz. Acaba kuru yer kaldı mı diye vesvese etmek, tekrar tekrar yıkamak günah olur.

Sual: Bir hadiste, abdesti bozulunca abdest almayanın ve abdest alıp da namaz kılmayanın Allahü teâlâya cefa etmiş olacağı bildiriliyor. Her zaman abdestli mi durmak, abdest alınca da illa namaz kılmak mı gerekiyor?
CEVAP
Biz, hadis-i şeriflerden hüküm çıkaramayız. Mezhebimizin hükmüne bakarız. Abdestsiz gezmek ve abdest alınca bir namaz kılmamak günah değildir.

Abdesti bozulunca tekrar abdest almak ve mekruh vakit değilse, o abdestle iki rekât Sübha yani abdeste şükür namazı kılmak müstehabdır.

Sual:
Yaradan çıkan kan ve irin, sargıdan dışarı çıkarsa abdest bozulur mu?
CEVAP
Evet, abdest bozulur, sargının dışına çıkmazsa bozulmaz. Eğer sargı iki üç kat olur da ıslaklık bir kısmına geçerse, yine abdest bozulur. (Hindiye)

Böyle yaralı durumlarda, Mâlikî mezhebi taklit edilirse akıntılar abdesti bozmaz.

Sual: Mâlikî’yi taklit eden veya etmeyen Hanefî’nin, başına mesh etmesi zarar verir, hastalığını arttırırsa, meshi terk etmesi caiz olur mu?
CEVAP
Şâfiî’de başın çok az bir kısmını, mesela bir parmakla bile mesh edilirse farz yerine gelir. Salih ve uzman doktor, ıslak elle başı mesh etmek hastalığını artırır derse, Şâfiî’yi taklit edip çok az kısmını mesh etmek caiz olur.

Sual: Misvak kullanmanın, birçok faydasının olduğunu duydum. Bir de, ölürken kelime-i şehadeti hatırlamaya sebep olduğu doğru mudur?
CEVAP
Evet, ölürken kelime-i şehadeti hatırlamaya, imanla ölmeye sebep olur. (Dürr-ül-muhtar, Merakıl-felah haşiyesi, Siracül-vehhac, Miftah-ul-Cennet)

Sual:
Kırk yıldır ben abdest alırken ayaklarımı tek bir defa yıkarım. Fakat sitenizde üç kere yıkamak gerektiği yazılıdır. Eski köye yeni âdet gibi bu husus bana çok tuhaf geldi.
CEVAP
Ayaklar dâhil, her uzvu üç kere yıkamak sünnettir. Bu yeni çıkmış bir şey değildir. 1400 senedir böyledir. Büyüklerimiz, (Dine uygun yaşamazsan, yaşadığını din kabul edersin) buyuruyorlar. Kırk senedir yanlış yaşanınca, elbette yaşanılan yanlışlar din sanılır, doğru olanlar tuhaf gelir, yadırganır, eski köye yeni âdet sayılır. Eğer kendimiz yanlış yapıyorsak, bu yanlışı da aynada görüyorsak, suçu aynaya bulmamak gerekir.

Kırk yıldır açık gezen bayan kapansa, kapanmak ona tuhaf gelir, belki de çok sıkılır, kapanmaktan rahatsız olur, örtüsünü yırtmak ister. Eğer dine uygun yaşanırsa doğrular yadırganmaz. Tuhaf veya zor gelse de dinin emrine uymaya çalışmalıdır.

Sual:
Bebeğin altını temizlerken, ön veya arka avret yerine elinin içiyle dokununca abdest bozulur mu?
CEVAP
Hanefi’de ve Maliki’de bozulmaz. Şafii’de ve Hanbeli’de bozulur.

Sual: Tırnak arasındaki su geçiren kirler gusle ve abdeste mani midir?
CEVAP
Altına su geçiyorsa abdeste ve gusle mani olmaz. Kirle necaset ayrıdır. Elbiseye bulaşan çamur, sümük, mazot, yağ gibi kirler temizlenmese bile, necis olmadıkları için namaza mani olmaz. Ancak temiz elbise varken kirli, yağlı iş elbisesiyle namaz kılmak mekruh olur. Elbiseye, namaza mani olacak kadar çok idrar veya necaset bulaşmışsa, o elbiseyle namaz kılınmaz.

Bunun gibi kirli, çamurlu ayakkabıyla cenaze namazı kılınabilirse de, necis ayakkabıyla kılınmaz.

Sual: Abdestte kollardan artan suyla baş mesh edilebilir mi?
CEVAP
Kollardan artan suyla başı mesh etmek caiz değildir. (Redd-ül-muhtar)

Sual:
Kuru yer veya delk edilmemiş yer kalır endişesiyle, abdest almayı uzatmanın sakıncası var mıdır?
CEVAP
Abdest almayı uzatmak vesveseden kaynaklanır. Vesvese ise günahtır. Birkaç dakika içinde almalı. Namazı ise acele etmeden tâdil-i erkâna riayet ederek kılmalı.

Abdestin tez alınması, namazın yavaş kılınması hakkında halk arasında çeşitli sözler söylenir: Mesela, (Abdesti yel gibi, namazı yıl gibi) ve (Abdesti kuş gibi, namazı taş gibi) dendiği gibi, (Abdesti deli gibi almalı, namazı ölü gibi kılmalı) veya (Veli gibi kılmalı) da denir.

Sual:
Kan vermeye gitmiştim. Yeni bir makine çıkmış, kanı alıyor, bir kısmını geri vücuda veriyormuş. Bu durum orucu bozar mı?
CEVAP
Vücuttan çıkanlar bozmaz, vücuda girenler bozar. Kanın bir kısmı, vücuda girince, orucu bozar, kaza gerekir.

Sual:
Elde olmadan idrar kaçırmak, Mâlikî’yi taklit edenin abdestini bozmuyor. Erkekler tuvaletten çıkınca istibra yapmazsa, elde olmadan idrar çıkabiliyor ve yine, elde olmadan mezi de gelebiliyor. Bunlar niye abdesti bozuyor?
CEVAP
Mâlikî’de, abdesti bozan şeyler, hastalıkla çıkarsa abdesti bozmaz. Mesela soğuktan veya hastalıktan mezi sızarsa abdest bozulmaz. Şehvetle sızarsa bozulur. (S. Ebediyye)

Prostat hastasının elde olmadan idrar kaçırmasıyla, yeni tuvaletten çıkıp istibra yapmayanın idrar kaçırması farklıdır. Birincisi hastalıktan dolayı, öteki ise istibra yapmadığı için idrar kaçırıyor. Yani istibra yapmayanın idrar kaçırması, hastalıktan dolayı değildir. Bunun için abdesti bozuyor. Mezi de bir hastalıktan dolayı gelirse yahut elde olmadan idrar veya yel kaçarsa, Mâlikî'de abdest bozulmaz. Ama düşünmekle, sürtünmekle mezi gelirse abdesti bozar.

Sual: Şâfiî mezhebinde, genç bir erkeğin çok yaşlı bir kadının eline dokunması abdestini bozar mı? Diğer üç hak mezhepte durum nasıldır?
CEVAP
Şâfiî'de bozar. Hattâ çok yaşlı pirifâni denilen bir erkek, çok yaşlı bir nineye dokunsa her ikisinin de abdesti bozulur. Şehvet kastı olmasa da, nine çok çirkin olsa da, hattâ ölü olsa da yine abdesti bozulur. Yedi yaşından büyük kız çocuklarına dokunmak da abdesti bozar. Yedi yaşından küçük ise bozmaz. Hanbelî mezhebinin hükmü de bu konuda Şâfiî gibidir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)

Mâlikî mezhebinde ise lezzet kastıyla dokunursa bozulur. Lezzet kastıyla dokunmaz, ama dokununca lezzet alırsa abdesti bozulur. Lezzet kastıyla dokunur, fakat lezzet duymasa da abdesti bozulur. Yedi yaşından küçük bir kız çocuğuna veya çok yaşlı kadına dokunmak abdesti bozmaz. Kadının saçına lezzet kastıyla dokunmak da abdesti bozar veya lezzet kastı olmadan kadın saçına dokunulur da lezzet duyarsa abdest bozulur. Ama kadın saçları erkeğe dokunursa kadının abdesti bozulmaz. Çünkü kadın, bundan bir şey hissetmez. Hanbelî ve Şâfiî’de ise, saça dokunmak abdesti bozmaz. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea)

Hanefî mezhebinde ise, genç de olsa kadına dokunmak abdesti bozmaz. Hattâ şehvetle de dokunsa bozmaz. Dokununca şehvetlense de, şehvetlenmese de, mezi gelmedikçe abdesti bozulmuş olmaz.
 
Geridön
 


 
Caliyet-ül Ekdar
(Sesli)

Türkiye Takvimi

Dünya Namaz Vakitleri
Güncelleme Tarihi
22 Ağustos 2014 Cuma
Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır.
Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan,
herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.
Ziyaretçi Sayısı
21492388
Siteyi tavsiye et       Ana sayfam yap       Favorilere ekle       Hatalı link bildir