Siteyi tavsiye et       Ana sayfam yap       Favorilere ekle
   
 
 
İdarecilik bilgileri  >  Başarılı olmanın yolları

Arkadaşına gönder    Yazıcı   Ses dosyasını dinlemek için tıklayınız... Dinle  Ses dosyasını, butonun üzerinde sağ tıklayıp Hedefi Farklı Kaydet (Save Target As...) seçerek bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz... İndir   Bütün Konuların Sesli Arşivi'ne gitmek için tıklayın... Bütün Konuların Sesli Arşivi

Yazı boyutunu büyütmek için     

Başarılı olmanın yolları
Bu yazıyı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Ses dosyasını dinlemek için Flash Player gereklidir.

Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’den tavsiyeler

Çalışma hayatının genel prensipleri:
Her işin ve mesleğin kendi bünyesine mahsus çalışma ve işleme usul ve kuralları vardır. Bunları meslek sahipleri bilir. Bir de, bedeni ve fikri her çeşit iş ve çalışma hayatının ve başarılı olmanın bazı genel ve gerçekçi kuralları vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:

* Çalışmak için müsait vakit bekleme. Her zamanı çalışmak için müsait bil. Kendine göre müsait vakit beklersen, o hiçbir zaman gelmez.

* Çalışmak için müsait yer arama. Her yeri çalışmak için müsait bil. Kendine göre müsait yer beklersen, o yeri hiç bulamayabilirsin.

* Bir günde ve bir zamanda yapman gereken bir işi, bir dersi, bir vazifeyi [ibadeti] yarına erteleme. Çünkü her günün işi kendine yeter. [Hadis-i şerifte (Yarın yaparım diyenler helak oldu) buyuruluyor.]

* Bir zamanda yalnız tek bir işi yap, yalnız bir ders, bir kitap, hatta bir konu üzerinde çalış. Tâ ki, dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla işi yapayım diyen hiçbirini tam ve temiz yapamaz. Dünyaca tanınmış, en büyük İslam âlimlerinden biri olan İmam-ı Gazali’ye İhya-i Ulum adlı muazzam eserini nasıl bir çalışma ile vücuda getirdiğini sormuşlar: “Bir zamanda yalnız bir konu, bir mesele üzerinde çalıştım” demiş.

* Başladığın bir işi bitirmeden başka bir işe başlama. Yarıda kalan iş başlanmamış demektir.

* Bir günün işini (dersini, vazifesini) bitirdikten sonra ertesi günü ne iş yapacağına karar ver, yahut hiç olmazsa çalışmaya başlamadan evvel, hangi iş (ders, kitap) üzerinde çalışacağını düşünüp kararlaştır ve çalışmaya bu kararla otur.

* Bir işe başlamadan, bir dersi öğrenmeye, bir kitabı okumaya oturmadan önce düşün ve çalışman için gereken şeyleri yanında ve elinin altında bulundur. Tâ ki, ikide bir kalem, kağıt aramaya kalkıp da dikkatin dağılmasın.

* Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol, ve dikkat kesil ve bütün ruhi ve bedeni kuvvetinle kendini işe ver, o işe konsantre ol. [İşi kendine düşman bil, sen onu güzel bitirmezsen, o seni kötü şekilde bitirir.]

* Bir işe başlamadan önce, o işi en kısa bir zamanda, en kolay ve en temiz bir surette nasıl yapmak, nasıl öğrenip etüt etmek mümkün olduğunu iyice düşünüp hesapla. [Plansız programsız projesiz işe başlayana ahmak denmez mi? İslam âlimleri, (Doğru sebebe yapışan, doğru netice alır) buyuruyorlar.]

* Çalıştığın bir iş üzerinde herhangi bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme. İyi bil ki, yılgınlık maskeli bir tembelliktir. Yine bil ki, çalışma sevgisi, güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir. Güçlüğü yenmekten hasıl olan manevi zevk, eşsiz bir zevktir. Emin ol ki, savaşta zafer ve işte başarı yılmadan sabırla devam edenindir. Sebat önünde güçlükler erir ve imkansız görünenler imkanlı hâle gelir.

* İşinde rastladığın bir güçlüğü önce parçala. Her parçayı birer birer ve sıra ile yenmeye çalış. Bunun için, mesela, bir dersi, bir kitabı en basit elemanlarına, kısım ve konularına ayır. Sıra ile konuyu iyice ve noksansızca anlayıp öğrenmeden öbür konuya geçme. [Aynısını zaten her gün yemek içmek de yapıyorsun. Lokma lokma yiyor, yudum yudum içiyorsun. Bir elma birden yutulur mu? Bunu iş hayatında da uygula.]

* Devamlı ve intizamlı çalış. Her gün aynı saatlerde çalışmaya otur. Çalışmayı uzun aralıklarla kesip terk etme. Hasta ve yorgun değilsen tatiller de bile yavaş ve az da olsa çalış. Tâ ki çalışma alışkanlığın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin.

* Bir iş üzerinde yorulursan dinlenmek için işini değiştir ve çalışma hızını yavaşlat. Fakat dinlenme bahanesi ile, asla boş oturma. Boş oturanın içi, işlemeyen demir gibi, pas tutar. [Akan su pislik tutmaz, durgun su pislik tutar, hastalık yapar.]

* Çok düşün. İyi bil ki, çalışmak mutlaka hareket etmek ve okumak, yazmak demek değildir. Düşünen bir insan, maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyor demektir.

* Verimli çalışmayı sakın iş üzerinde geçirdiğin zamanla ölçüp de, eh bugün şu kadar saat çalıştım, yetişir deme. Çalışmanın neticesine ve öğrendiğine bak. [Faydalı çalışmak, vakti doldurmak değildir, vakti kıymetlendirmektir, yani, dünya ve ahirette faydasını göreceğimiz neticeleri elde etmektir.]

* Fikri çalışmalar için, aynı saatlerde devamlı ve tertipli bir surette, günde iki üç saat bile kâfidir. Büyük filozof İbni Sina, dünyaca meşhur olan (Kitab-üş-şifa) sını, her gün, sabah namazından sonra Bağdat’taki bir caminin büyük kandili altında oturarak, kuşluk vaktine kadar, yani takriben iki saat çalışmak suretiyle vücuda getirmiştir. Meşhur İngiliz filozofu Spencer, muazzam eserlerini, günde iki saat çalışarak yazmıştır. Her sene, bin, bin iki yüz sayfalık eser veren Fransız edibi Emil Zola’ya başarısının sırrını sormuşlar: Her gün yalnızca üç saat çalışır ve yazarım demiş.

* Sebat et, damlaya damlaya göl olur ve aynı noktaya düşen damlacıklar, zamanla mermeri bile deler.

*Bir işe, bir derse, bir kitaba başladığın zaman, telaş edip sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren.

* İşinde ve dersinde herhangi bir fikri ve noktayı küçümseyerek ihmal edip geçme. Küçük ihmalden, bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.

* Gece yatağa girince, kendini hesaba çek, o gün ne yaptığına bak, yarın ne yapacağına karar vermeden uyuma.

* Her gün iyi bir eserden sesli olarak beş on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme yeteneğin gelişir.

* Rastladığın hikmetli bazı güzel ifadeleri ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade haznen zenginler hem de hafızan kuvvetlenir.

* Çalıştığın bir dersin, bir kitabın konularını bitirdikçe, kitabı kapayıp, okuduğunu ezberden özet halinde not et. Bir dersi, bir kitabı en iyi anlayıp öğrenmenin yolu, yazarak, not tutarak çalışmaktır.

* Bir dersten öğrendiğin, bir kitaptan okuduğun konuları arkadaşlarınla ezberden müzakere et. Bu suretle hem zekan işler ve öğrendiğin sindirilmiş olur, hem hafızan kuvvetlenir; hem de düzgün konuşma ve düşüncelerini açıkça ifade etme alışkanlığı kazanırsın.

* Dikkat et! Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve anlamlı olsun.

* Okuduğun bir kitapta rastladığın güzel bir parçayı ve orijinal bir fikri -yerini ve sayfasını işaret ederek- not et. Bu suretle biriktirdiğin notları, bir dosyaya, bir fiş kutusuna sırası ile yerleştir. Bir yazı yazmak veya bir eser yapmak istediğin zaman, bu notlar senin için zengin bir malzeme hazinesi olur.

* Bir konu hakkında bir yazı veya bir eser yazmaya karar verdiğin zaman, önce, bu konu üzerinde yazılmış eserleri oku. Tâ ki, herkesin bildiği şeyleri tekrar edip ömrünü israf etme.

* Fikri çalışmanın herkesin mizacına göre değişen verimli ve kıymetli saatleri vardır. Bu saatler şahıslara göre değişebilir. Sabahın erken saatleri olabilir, kiminde gündüz kiminde gece olabilir. Kendine bak, senin kıymetli saatlerin hangileri ise, bunları hiçbir eğlenceye feda edip kaçırma.
[Tertip ve düzen sahibi olmak için namazları aksatmadan kılmak gerekir. Namaz alışkanlığın, diğer işlerini de düzenli hâle sokar.]


Başarılı iletişim için

Herkesle, başarılı bir iletişim kurmak için, İslam ahlakına uymalı. Buna uymadan sağlanan iletişim, karşılıklı menfaat üzerinedir. Yani, hep almak üzerinedir. Halbuki dinimiz alma değil, verme dinidir. Müslüman almak için değil, vermek için çırpınır. Menfaat [çıkar] üzerine yapılan iyilik yanlıştır, menfaat üzerine kurulan dostluk geçicidir, menfaat bitince dostluk da biter. Hatta, menfaat olmazsa, dostluk hiç başlamaz. İslam ahlakı bilgileri ve İslam âlimlerinin tavsiyeleri, sitemizde geniş olarak vardır.

Karşımızdakinin bizim gibi düşünmesini sağlamak için, İslam ahlakına uygun olarak, iletişim uzmanlarının bildirdikleri şu hususlara dikkat etmeli:

1- Söze iltifatla, dostça başlamalıyız.
2- Başkalarının görüşleri yanlış da olsa, yanlış dememeliyiz.
3- Eğer yanılıyorsak, yanıldığımızı itiraf etmekten sakınmamalıyız.
4- Tartışmayı kazanmanın tek yolu, tartışmadan sakınmaktır.
5- Önce karşımızdakine, evet dedirtecek sorular yöneltmeliyiz.
6- Konuşmanın çoğunu, karşımızdakinin yapmasına fırsat vermeliyiz.
7- Kabul ettirmek istediğimiz düşüncenin, kendisine ait olduğunu sanmasını sağlamalıyız.
8- Her şeyi karşımızdakinin bakış açısından görmeliyiz.
9- Karşımızdaki insanın, düşüncelerine anlayış göstermeliyiz.

Gücendirmemek ve kızdırmamak için de şunları yapmalı:

1- Överek ve dürüstçe takdir ederek, söze başlamalı.
2- Onun yanlışlarını dolaylı yoldan anlatmalı.
3- Onu eleştirmeden önce, kendi yanlışlarınızdan söz etmeli, (biz böyle yapıyoruz ama yanlış olduğunun sonra farkına vardık) demeli.
4- Doğrudan emir verme yerine, soru yöneltmeli. Mesela, (beni biraz dinle) yerine, (bir şey söylesem beni dinler misiniz) demeli.
5- Hiç kimsenin ayıbını, yüzüne vurmamalı.
6- Muhatabımızdaki en küçük gelişmeyi, samimiyetle takdir etmeli.
7- Herkese iyi sıfatlar vermeli, onlar bu sıfatlara yaraşır olmaya çalışabilirler.

Aile hayatınızı daha mutlu kılmak için de şunlara riayet etmeli:

1- Dırdırdan, tartışmadan uzak durulmalı.
2- Eşinin huylarını değiştirmeye çalışmamalı, olduğu gibi kabul etmeli.
3- Hata bulmamalı, kusurunu söylememeli, tenkit etmemeli.
4- İyi işlerini dürüstçe takdir etmeli. Mesela yemeklerini beğendiğini söylemeli.
5- Benimle ilgilenmiyor demesine fırsat vermemeli, ilgilendiğini her fırsatta hissettirmeli, yanlış işlerinde de, saygılı ve nazik davranmalı.


Yöneticiler için

- İnandığın âmirin yanında çalış!

- Âmirine akıl verme, yol göstermeye kalkışma; arz et.

- Âmirinle mümkün mertebe “ben” ve “benim...”le başlayan cümlelerle konuşma.

- Âmirinin kafasında ne olduğunu; yani maksadını anlamaya gayret et. Eğer aldığın talimat müphem kaldıysa “efendim, ben bu meseleyi şöyle anlıyorum... Doğru mu” diye teyid al. Az ve öz konuş; âmirini laf kalabalığına boğma!

- Arz edeceğin mevzuda; âmirinin yapacağı itirazlarla sana yönelteceği soruları önceden tahmin et ve bunları ikna edici bir tarzda cevaplandırmak için hazırlıklı ol.

- Âmirini bunaltma! Arz ettiğin meseleyi duyurduğun andan itibaren o da söz konusu işi düşünmeye başlamıştır.

- Âmirine emri vaki ve sürpriz yapma. Unutma ki nihai noktadaki mesuliyet âmirindedir. Senin vermen gereken malumatı başkasından işitmesi veya ondan hayret uyandıracak sürpriz tasarruflar sana önce puan, sonra yerini kaybettirir.

- Meselelerini âmirinin üzgün, yorgun ve aşırı neşeli olduğu zamanlarda arz etme. Uygun zaman kadar; uygun zemin de çok önemlidir.

- Âmirinle aranda ilk yanında çalışmaya başladığın günkü terbiye, nezaket ve mesafeyi koru.
Samimiyetle laubalilik farklı şeylerdir.

- Sana aykırı gelen fikir ve tâlimatlara hemen “olmaz!” deme. [Hemen itiraz âmire itiraz demektir. Peki dedikten sonra, birkaç gün düşünüp tekrar fikrini söyleyebilirsin. İlk itiraz yapılacak işe değil, âmire itiraz kabul edilir.]

- Unutma ki âmirin, senin yaşadığını ve yaşayacaklarını daha evvelden yaşamış; kendisine inanılır; tecrübeli bir insandır.

- Sabırlı ol. Yanlış hesap, senin ihtilafında da Bağdat’tan dönecektir.

- Âmirine senin için “ne dalkavuk adam, beni enayi yerine koyuyor” dedirtecek ölçüsüz methiyeler dizmekten kaçın. Gerektiğinde hakikatleri söyle. Ama söylemesini bilerek.

- Âmirine senin ve işin hakkında başka bazı kaynaklardan da bilgi gittiğini unutma.

- Sır saklamasını bil. Sır saklamak, sandığından da zor bir haslettir. Hakkında, “... ağzı sıkıdır” hükmünün verilmesini başarabilirsen bu senin için büyük bir kazanç olur.

- Âmirini aşarak bir üst makama gitme!...

- Emrin altında çalışan insanları âmirine şikayet etme. Bu acz ifadesidir. Aslında onlara hizmet eden biri olduğunu unutma. Ne âmirini arkadaşlarına; ne de arkadaşlarını âmirine çekiştirme!

- Kıskanma, paylaş. Nimetler gibi bilgiyi de paylaş. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır.

- İyi yetişmemiş eleman ayak bağıdır. Eleman alırken çok dikkatli ol; aldıktan sonra da müessesene inanıp bağlanmaları için müessesenin kültürünü onlara sevdirmeye bak.

- Makamından endişeli olma. Makamını az sonra bir başkasına terk edecekmişsin gibi rahat ol. Zaten bir gün mutlaka terk edeceksin.

- Astlarınla da üstlerinle de kibar ve güler yüzle konuş. Ceket düğmelemek ve muhatabını ayakta karşılamak korkaklığın değil; medeniliğin ifadesidir. Allah için tevazu insanı yüceltir.

- Astlarını dinle. Dinlerken onlara kıymet ver. Sana daha da açılmalarına yardımcı ol. Dertleri ile dertlen. Fakat görüşme makul zaman içinde cereyan etsin. Kimsenin ümit ve hevesini kırma. Kimse yanından üzgün ve küskün ayrılmasın. İstek ve teklifleri anında reddetme. Düşünmek için zaman iste.

- Yanında çalışanların borcundan, hastasından, yaşlısından, tahsildeki çocuğundan haberin olsun.

- Hiçbir şey bir anda olgunlaşmaz. Ne insanlar eski huylarından kısa bir zamanda vazgeçerler; ne de senin o “harika” fikirlerin hemen gerçekleşir. Ama beklemesini bilirsen senin korukların da helva olacaktır.

- Sadece şikayetçiyi dinleyerek kimse hakkında tek taraflı hüküm verme!

- İşyerinde çalışan küçükleri evladın, yaşıtlarını kardeşin, büyükleri baban bil!

- Rica ile konuş. Emir verme. Dilini “lütfen” kelimesine alıştır. “Mümkün mü”, “yapabilir misiniz?” gibi ifadeler, kaba bir emir cümlesinden daha tesirlidir. “Siz” diye hitap etmek; “Sen” demekten daha güzeldir.

- “Efendim”le başlayan cümlede sanki akide şekerinin tadı vardır.

- Kızma, acı; merhametli ol.

- Bir bardak suda fırtına koparmak seni muhataplarının gözünde küçültür.

- Kusurları topluluk içinde yüze vurma. Kim kusurlu ise onunla baş başa görüş. Ancak önce suçlama sebebini sor. Göreceksin ki işin içinde başka amiller var. Eğer sorup dinlemeden itham edersen mahcup olursun.

- Âmir de hata eder. Hata ettiğin zaman büyük bir alçak gönüllülükle özür dile; hiçbir şey kaybetmezsin.

- Arkadaşlarını makine ve eşya gibi görme. İş ve gelecek hakkında zaman zaman onlara bilgi ver, teklif ve görüşlerini al; böylece onları fiilen yaptıkları işe ortak et, arkadaşlarını yaptıkları işi başaracaklarına inandır. Ekip çalışmasına kıymet ver. Gerek yanında çalışanlar gerekse üstlerin sana ne kadar inanıp güveniyorlar? Bunu sık sık hatırla ve hatalarını telafi etmeye çalış.

- İşyerini aynı zamanda bir mektep kabul et. Hem öğren, hem öğret. En hayırlı miras insandır.

- Gönüllerde taht kurmaya bak. Senden nefret ettikleri için değil; incitme endişesi ile korksunlar. Kalb kırmaktan sakın. Yanına varılmaz bir dağ olma. Dağ ne kadar yüksek olsa da yol onun üstünden geçer.

- Saldırgan, tenkitçi, alaycı ve karamsar olma. Etrafına karamsarlık yayma. Öyle ol ki insanlar seni özlesinler.

- Şahsi sıkıntılarını kimseye yükleme. Kimse senin sıkıntılarını çekmeye mecbur değildir. Sıkıntının sebebi umumiyetle şükürsüzlük, suizan, gıybet, çekemezlik ve kibir gibi kötü huylardır.

- Kur’an-ı kerimi öğren ve oku. İlmihalini bil ve yaşa. Bir doğu ve bir batı lisanına hakkıyle vakıf ol.

İslam tarihi ile kendi tarihinden haberdar ol. Sevgili Peygamberimizin hayatını hafızana nakşet ve Onun ahlakıyla ahlaklanmaya bak. İnsanları en güzel yöneten gelmiş geçmiş en büyük idareci, şüphesiz ki Odur.

- Mesleğinle ilgili çalış, hep yeni dostluklar kur, araştırmalar yap, yenilikleri takip et! Dünyayı tanı.

- Türkçene hakim ol. Argodan kaç. “ee”, “şeyy”, “e yani”, “yok yahu”, “hı hı”... ve benzeri ifadeleri ağzına yakıştırma. Aksi halde bunları senden işitenler de seni unvanına yakıştırmazlar.

- Vücut diline de hakim ol. Tavırların ölçülü ve zarif olsun. Tatlı tebessümler, çıngıraklı kahkahadan daha güzeldir.

- Tabii ol, ama derbeder olma. Unutma ki sen bir iş adamısın. Başkaları senin boy aynanda müesseseni seyrediyorlar. Saç düzeninden ayakkabı boyasına kadar dikkatli ol. Müesseseni güzel temsil et!

- Zamanı kullanmasını iyi bil. Ne gittiğin yerde, ne sana gelenlerle, ne de herhangi bir şekilde zaman öldürme. Zaman katledilmek değil; kazanılmak için vardır.

- Randevularına dikkatli ol.

- Hediyeleş, muhabbetin artmasına vesile olur.

- İsraftan kaçın. Yerinde harcanmayan tek kuruş bile israftır. Çöpe lüzumsuz atılan her kağıt parçası, fazladan yanan her lamba, lüzumundan fazla açılan musluk ve her şey.

- İşleri günü gününe yap. “Yarın yaparım diyenler ziyan etti” hadis-i şerifini hep aklında bulundur.

- Fikir üret. Cesur ol. Ancak korkaklık gibi çılgınlık da zararlıdır.

- Yeni fikir ve projelerini önce kafanda olgunlaştır, sonra güvendiğin insanlarla tartış ondan sonra âmirine götür.

- Evlilikte “boşanma”, iş hayatında “istifa ederim” sözünü kullanma. Bunların her ikisi de bir kere kullanılır.

- Eve iş ve sıkıntı taşıma. Evin kendine has kanunları vardır. O kanunlara uyarsan; hem evinde hem işinde başın ağrımaz. Evde geçen zamanı iş için bir teneffüs vakti kabul et.

- Evin sıkıntılarını da iş yerine getirme. Aile mahremiyetine dikkat et. Namusun olan insanların eksik, zaaf ve hatalarını kendi dilinle herkese yayma.

- Edepli ol. Edep insanın başındaki görünmez taçtır.

- Servet de koltuk da yetki de emanettir. Makam arabasına binince başka bir insan olma. Bir gün o arabadan inip yine arasından çıktığın insanların yanına döneceksin. Hiç değilse tabutunu taşıyacak dört dostun kalsın.

- Ayağın yere bassın. İçinden çıktığın cemiyeti unutma. Hep beş yıldızlı otelleri değil; arada bir de kenar semtleri, fakir insanları ve umumi nakil vasıtalarını hatırla. Bu vasıtalara bin ve o insanlara git. Oralarda da çok şeyler öğrendiğini göreceksin.

- Bir İslam âlimi buyuruyor ki: “İdareciliğin bir tek kanunu vardır: Üstlerine mutlak itaat, astlarına alabildiğine iyilik.” (Rahim Er)


Başarılı olmak için prensipler

Başarılı bir iş adamı diyor ki:

Otuz yıllık çalışmalarım esnasında başarılı olmak için uygulamaya çalıştığım prensiplerimden bazıları şunlardır:

1- İş yerlerimde çalışan herkesin, işinin sahibi olduğunu anlatmaya uğraştım. Yâni, şirketlerimi sahiplenmedim, bunlar benim demedim. Başarımızın sırrının sen ben değil, biz olduğuna inandırmaya çalıştım.

2- Selâhiyyet verdiğim arkadaşlara kendimden daha çok güvendim. Onların yalnız bana değil, ahirette de yüce Allah'a vereceği hesaba göre çalışmasını anlattım.

3- Görevi ne olursa olsun, herkesi kendimden daha kıymetli gördüm. Kimseyi incitmemeye çalıştım.

4- Bütün çalışanları dünya ahiret kardeşim olarak gördüm. Hiç kimseye işçi diye bakmadım.

5- Herkesin bütün isteklerine elimden geldiği kadar yardımcı oldum. Bazılarının hallerine bakarak, karşılıksız yardımlarda bulundum.

6- Görevleri ne olursa olsun, daima haklının yanında oldum. Hiç kimseyi diğerine ezdirmemeye çalıştım.

7- Hep vermeyi düşündüm, almak aklıma bile gelmedi. Menfaatimi hiç düşünmedim.

8- Bana en büyük zararı verip, hakaretlerde bulunanları affettim. Elimden gelen iyiliği yine yaptım.

9- Ömrümde hiç kimseyi incitmemeyi, herkese karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olmayı elimden geldiği kadar yapmaya çalıştım.

10- Herkesin fikrine hak verdim. Sabırla dinledim. Sonunda doğru olanı söyledim.

11- Hayatın fâni olduğunu, asıl gayenin insanların duasını almaya ve Allahü teâlânın rızasını kazanmaya bağlı olduğunu anlattım.

12- Mümkün olduğu kadar kendimi aradan çektim. Herkesin başarılı olmasını bekledim.

13- Çok zarar ve sıkıntı çektim. Ama hiç kimsenin, yüzüne vurmadım, sabrettim.

14- En büyük başarımızın birlik ve beraberlikte olduğunu, kendimizi beğenmekten ve başkalarını hakîr görmekten çok sakınmamız gerektiğini her zaman anlatmaya uğraştım.

15- Hayatım boyunca kanunlara uymaya çalıştım. Ve herkesin de uyması gerektiğini anlattım.
 
Geridön
 


 
Caliyet-ül Ekdar
(Sesli)

Türkiye Takvimi

Dünya Namaz Vakitleri
Güncelleme Tarihi
22 Eylül 2014 Pazartesi
Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır.
Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan,
herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.
Ziyaretçi Sayısı
21875456
Siteyi tavsiye et       Ana sayfam yap       Favorilere ekle       Hatalı link bildir