Siteyi tavsiye et       Ana sayfam yap       Favorilere ekle
   
 
 
Namaz  >  Farzın önemi ve nafile ibadetler

Arkadaşına gönder    Yazıcı   Ses dosyasını dinlemek için tıklayınız... Dinle  Ses dosyasını, butonun üzerinde sağ tıklayıp Hedefi Farklı Kaydet (Save Target As...) seçerek bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz... İndir   Bütün Konuların Sesli Arşivi'ne gitmek için tıklayın... Bütün Konuların Sesli Arşivi

Yazı boyutunu büyütmek için     

Farzın önemi ve nafile ibadetler
Bu yazıyı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Ses dosyasını dinlemek için Flash Player gereklidir.
Sual: Bazıları, “Gündüz namaz kılmaya gerek yok, gece nafile namaz kılarsan onun yerine geçer” diyerek farza hiç önem vermiyorlar, nafileye teşvik ediyorlar. Hatta cemaatle Tesbih namazı gibi nafile namaz kılıyorlar. Farzın dindeki önemi nedir?
CEVAP
Farzın dinimizdeki önemi çok büyüktür. Farzdan önemli bir şey yoktur. Bu konuda çok hadis-i şerif vardır.

Birisi gelip Resulullah efendimize sual etti:
- Ya Resulallah Cennete gidecek amel nedir?
- Allah’a ortak koşmazsın, farzları yaparsın, farz olan namazı kılarsın, farz olan zekatı verirsin, Ramazanda orucu tutarsın.

- Ya Resulallah bu söylediklerinizden başka yapılması gereken şey var mı?
- Farz olarak bu kadardır; ama nafile olarak yapmak istersen başka.

- Allah’a yemin ederim ki farzları yaparım daha fazlasını yapmam.
Adam dönüp giderken Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Cennetlik bir kimse görmek isteyen bu adama baksın.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai]]

Saçları dağınık birisi yine Resulullah efendimize bazı sorular sormaya başladı:
- İslam nedir?
- Birincisi günde beş vakit namaz kılmak...

- Beşten fazla bir namaz yok mu?
- Hayır yoktur. Nafile kılmak istersen o başka. Bir de Ramazan orucu var.

- Bundan başka, oruç yok mu?
- Farz olarak yok. Nafile olarak tutmak istersen var. Bir de zekat vardır.

- Bundan fazlası var mıdır?
- Hayır yoktur. Nafile olarak sadaka verebilirsin.

Adam, (Vallahi ne fazla, ne de bundan noksan yaparım) diyerek çekip gitti. Resulullah buyurdu ki:
(Sözünde durursa, kurtuluşa erdi.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai]

İslam âlimleri bu hadis-i şerifi delil getirip, sünnet ve nafile kılmayanların ahirette ceza görmeyeceğini, sadece sevabından mahrum kalacağını bildirmişlerdir.

Farzın önemi hakkında, bazı hadis-i şerif mealleri:
(Farz namaz borcu olanın, nafile namazı kabul olmaz.) [Dürret-ül fahire]
(Nafile kılmak günah değildir. Farzın yanında denizde damla gibidir. Farzı kılma imkanı varken tehir ederek nafile ile meşgul olunca, farzı tehir günahı büyük olur. Bu günahtan azıcık nafile sevabı çıkarılınca yine ortada büyük günah kalmaktadır. Onun için Peygamber efendimiz, nafilesi kabul olmaz buyurmuştur.)

(Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz.)
[Buhari]
(Borcu ödemek farzdır. Sadaka vermek nafiledir. Farz borcunu geciktirmek de günahtır. Bu bakımdan verdiği sadaka geciktirme günahını affettiremediği için kabul olmaz buyurulmuştur.)

(Allahü teâlâ, “Farzla bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz
buyurdu.) [Buhari, Beyheki, Uyun-ül besair] (Yani Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için önce farzları eda etmek şarttır.)

(En üstün amel, cihaddır. En üstün cihad, farzları ifa etmektir.)
[İ.Ahmed Taberani]
(Farzları yapmak en üstün cihad oluyor.)

(Allah indinde en üstün amel, vaktinde kılınan farz namazdır.)
[Müslim, Ebu Davud]

(En üstün amel, farz namazdan sonra zekattır.) [Taberani]

(Ya Fâtıma, önce Rabbinin farzını yerine getir.) [Ebu Davud]
(Önce farzın ifası emrediliyor.)

(Allahü teâlânın sana farz kıldığı şeyleri eda et ki, insanların en âbidi olasın.)
[İbni Adiy]
(Çok nafile ibadet eden değil, farzları aksatmayan insanların en çok ibadet edeni oluyor.)

(Farzları öğrenip onunla amel edene veya başkasına öğretene Allah rahmet etsin.)
[Ebuşşeyh]

(Bir Müslüman yoktur ki, farz namaz için layıkı ile abdest alsın da, o gün ayaklarının yürüdüğü ellerinin tuttuğu, gözlerinin baktığı, kulaklarının dinlediği, dilinin söylediği, nefsinin arzuladığı kötü şeyler affolmasın.)
[İ.Asakir]

(Kıyamette işlediği farzlarla içi dolu olana müjdeler olsun.)
[Deylemi]

(Cihad için atılan adım ile bir farzı ifa için atılan adımdan daha üstünü yoktur.) [Tirmizi]

(Allahü teâlâ buyurdu ki:
Beş vakit farz namazı, şartlarına uyarak, vaktinde kılanı Cennete koyacağıma söz verdim. Kılmayana verilmiş bir sözüm yoktur.) [İbni Mace, Ebu Davud]

(Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, o bir günkü sevaba kavuşamaz.)
[Tirmizi]

(Farz orucu kaza ediyor, oruç borcundan kurtuluyor ama, farzı zamanında yapma sevabına kavuşamıyor. Hatta ömür boyu nafile oruç tutsa da bir farzı zamanında yapma sevabına kavuşamıyor. Farzın ne kadar önemli olduğunu bu hadis-i şerif açıkça bildiriyor.)

(Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece kılınan teheccüd
namazıdır.) [Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]

(Bir kimse, en kıymetli bir sünnet olan teheccüd namazını ömründe hiç kılmasa, ahirette hiçbir ceza verilmez, sadece sevabından mahrum kalır. Ama bir farzı terkin cezası çok büyüktür.
Din kitaplarında deniyor ki:
Düşman karşısında, bir farz namaz, kılma imkanı varken, terk etmenin cezası, yedi yüz büyük günaha bedeldir. (Cami-ül-fetâvâ Umdet-ül İslam)

Farz namazları kazaya bırakmak büyük günahtır. İmkanı varken kaza etmezse, ayrıca büyük bir günah daha işlemiş olur. (Kebair ve segair)
[Farz borcu olanın nafile ile meşgul olması, farzı tehir ettiğinden dolayı günahtır.]

Hazret-i Ali'
nin rivayet ettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Farz namaz borcu olanın nafile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de böyle olup, farz namazlarını ödemedikçe, nafile namazları kabul olmaz.) [Fütuh-ul-gayb m.48] (Bu hadisi açıklayan Hanefî âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:
Bu hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu olanın, sünnetleri de kabul olmaz. Çünkü sünnetler de nafiledir. Bu hadis-i şerif, Zahire-i Fıkh kitabında da vardır.)

Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyurdu ki:
(Farz namaz borcu olanın nafilesi kabul olmaz) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu varken nafile ile meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler ise kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz. (Fütuh-ul-gayb m. 48)

Kaza namazı borcu var iken, nafile kılmak ahmaklıktır. (Bey ve Şira risalesi)

Hazret-i Ebu Bekir,
Hazret-i Ömer'e yaptığı vasiyette buyurdu ki:
(Allah’ın gece yapman gereken hakkını gündüz yapsan ve gündüz yapman gerekeni de gece yapsan kabul etmez. Üzerine farz olan ibadetleri ödemeden nafile ibadetini kabul etmez.) [Kitab-ül Harac]

Denizde damla gibidir
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Farzın yanında nafileler kıymetsizdir. Sünnetlerin farzlar yanındaki kıymeti de, deniz yanında bir damla su gibi bile değildir. (Mektubat-ı Rabbani 1/29, 260)

[Yıllarca farz kaza namazı borcu olana sünnetleri bırakma demek, koca denize değil, bir damlaya itibar etmek gibi çok abes ve cahilce bir sözdür.]

Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretleri buyurdu ki:
(Yıllarca kaza borcu olanın, sünnetleri kılarken, kaza namazına da niyet etmesi, dört mezhepte de lazımdır) (S. Ebediyye)

Sünnet yerine kaza kılan, sünneti terk etmiş olmaz. (Eşbah)

Hiç kazası olmayanın da kaza namazı kılması caizdir. (Redd-ül muhtar, Hindiyye)


Alimlerin söz birliği
Ruh-ul-beyân
’da En'am suresinin 165. âyetinin tefsirindeki hadis-i şerifte bildiriliyor ki:
Kıyamette helal yoldan kazanan kimseye denir ki:
- Bu malları kazanırken ve sarf ederken farz bir namazı vaktinde kıldın mı? Namazın rükuunu, secdesini ve abdestte farzları tam yaptın mı?
- Ya Rabbi, helalden kazanıp helal yerlere harcadım, hiçbir farzı kaçırmadım.

- Helal kazanırken bazı yanlışların olmadı mı?
- Ya Rabbi, helal yollardan kazandım ve helal yollarda harcadım, hiçbir farzı zayi etmedim, farzları yerine getirirken ihlasıma halel getirmedim. (Ruh-ul-beyân 3/132)

Âlimler sözbirliği ile bildirdiler ki:
Regaib ve revatib ameller ile vacibler, sevapta, hükümde ve üstünlükte farza ulaşamaz. Sünnetler farzların eksiklerini tamamlar. Nafileler ise sünnetlerin eksiklerini tamamlar. Hiçbir nafile ile farz borcu ödenmiş olmaz. Bazı avamın [cahillerin] iddia ettiği gibi farzı bırakıp da nafile ile uğraşmalarının, mesela, evvabin namazının farz kazaların yerine geçeceğini iddia etmelerinin dinde yeri yoktur. (Ruh-ul-beyân 3/127)


Sual:
Farzı yapmayanın imanı gider mi?
CEVAP
Farzlara önem verip, tembellikle yapmayanın imanı gitmez. Fakat, bir farzı yapmayan Müslüman, iki büyük günaha girer:

Birincisi
, o farzın vaktini ibadetsiz geçirmek, yani farzı geciktirmek günahıdır. Bunun affolması için tevbe etmek, yani pişman olmak gerekir.

İkincisi
, bu farzı terk etmek günahıdır. Bu büyük günahın affolması için, bu farzı hemen kaza etmek gerekir. Kazayı geciktirmek de, ayrıca büyük günah olur. Kaza geciktikçe, günahlar, katlanarak artar, sayılamayacak kadar çoğalır. Hadis-i şerifte, (Bir namazı, bilerek, özürsüz kılmayan, seksen hukbe [1 hukbe 80 yıl] Cehennemde kalacaktır) buyuruluyor. Bu müthiş günahların altından kurtulabilmek için, namazları bir an önce kaza etmek gerekir. (Tergib-üs-salat)

İbni Nüceym hazretleri buyuruyor ki:
(Farz namazları vaktinde sonraya bırakmak büyük günah olup, ancak tevbe etmekle affolur. Tevbe ederken, kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir. Kaza etmeye gücü varken kaza etmezse, ayrıca büyük bir günah daha işlemiş olur. (Kebair ve segair)


Sual:
Deniyor ki: “Tehıyyet-ül mescid, camiye, mescide girince, mekruh vakit değilse, iki rekat nafile namaz kılmak demektir. Kur'an-ı kerim okunuyorsa, tehıyyet kılınmaz. Çünkü, Kur'an-ı kerimi dinlemek farzdır. Farzı kifaye için de sünneti terk etmek evladır.”
Okunan Kur’anı dinleyenler var iken, bizim tesbih çekmemiz veya nafile namaz kılmamızda mahzur olur mu?
CEVAP
Okunan Kur’an-ı kerim, namaz kılarken sizi şaşırtmıyorsa, arkada veya kenar bir yerde kılmanız caiz olur.

Başkaları Kur’an-ı kerimi dinlediği için, sizin zikir çekmeniz de caiz olur. Ancak okunan Kur’an-ı kerimi dinlemek farzdır, yani çok büyük sevaptır.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Farz ibadetin yanında nafile ibadetin hiç kıymeti yoktur, deniz yanında damla bile değildir. Sünnetlerin farzlar yanındaki kıymeti de, deniz yanında bir damla su gibi bile değildir. Melun şeytan, müminleri aldatarak, farzları küçük gösteriyor, nafileyi teşvik ediyor. Halbuki bir altın zekat vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevaptır.) [c.1, m. 29, 260, c.3, m. 17]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Allahü teâlâ buyuruyor ki, bir kimse farzı yapmakla bana yaklaştığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşamaz.) [Beyheki]


Sual: (Bize borcu olan kimse, borcunu ödese mi daha çok seviniriz, yoksa hediye getirse mi? Elbette hediye getirse daha çok seviniriz. Borcunu zaten ödemek zorundadır. Bunun gibi Allah da, farzı yapanları değil, nafile ibadet yapanları daha çok sever. Farzlar, zaten borçtur; ama nafile, fazladan ibadet olduğu için, bunlar daha önemlidir) diyenler varmış. Doğru mu?
CEVAP
Kıyas bâtıldır. Bizim sevinip üzülmemiz dinde senet olmaz. İnsan rüşvete de, kumardan kazandığına da sevinebilir. Alacaklı hediye getirirse sevinebilir; ama Peygamber efendimiz, (Menfaat getiren ödünç, faizdir) buyuruyor. Ahir zamanda, faize de sevinenler oluyor.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Melun şeytan, müminleri aldatarak, farzları küçük gösteriyor. Nafilelere yol gösteriyor. Zekât yerine nafile sadakaları güzel gösteriyor. Hâlbuki zekât niyetiyle fakire bir altın vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevaptır; çünkü zekât vermek, farzı yerine getirmektir. Zekât niyeti olmadan verilenlerse, nafile ibadettir. Farz ibadetin yanında nafile ibadetlerin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla bile değildir. (1/29)

Seyyid Abdülkadir Geylani hazretleri buyuruyor ki:
(Farz namaz borcu olanın nafilesi kabul olmaz) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu varken nafileyle meşgul olmak ahmaklıktır. Kaza borcu olanın nafile kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafilelerse kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz. (Fütuh-ul-gayb m. 48)

İsmail Hakkı Bursevi hazretleri buyuruyor ki:
Bazı avamın [cahillerin] iddia ettiği gibi farzı bırakıp da nafileyle uğraşmalarının, mesela, evvabin namazının farz kazaların yerine geçeceğini iddia etmelerinin dinde yeri yoktur. (Ruh-ul-beyân 3/127)

Allahü teâlâ bir hadis-i kudside buyuruyor ki:
(Kulumu bana yaklaştıran en kıymetli şey, farzlardır.) [Buhari]
 
Geridön
 


 
Caliyet-ül Ekdar
(Sesli)

Türkiye Takvimi

Dünya Namaz Vakitleri
Güncelleme Tarihi
19 Eylül 2014 Cuma
Sitemizdeki bilgiler, bütün insanların istifadesi için hazırlanmıştır.
Orjinaline sadık kalmak şartıyla, izin almaya gerek kalmadan,
herkes istediği gibi alıp istifade edebilir.
Ziyaretçi Sayısı
21843286
Siteyi tavsiye et       Ana sayfam yap       Favorilere ekle       Hatalı link bildir